TurkCoder.TK
» 9. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri

Sosyal Medyada Biz}

9. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri

5 ARALIK ÇARŞAMBA 2018

12.00 Elif 

 

Yönetmen: Elif ERGEZEN, Emre KANLIOĞLU (79′)

10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde IŞİD’in gerçekleştirdiği bombalı saldırıda yaşamını kaybeden 103 kişiden biri olan Elif Kanlıoğlu’nu anlatan belgesel sonunda şu soruyu sordurmayı amaçlıyor: Biz o katliamda kimleri yitirdik? Onlar bir rakam değil. Senelerdir sürmekte olan bu kirli savaşta ‘daha fazla insan ölmesin ve barış olsun’ demek için Türkiye’nin her yerinden o gün Ankara’ya gelmiş insanlar bu ülkenin geleceği ve umuduydular. Sadece 10 Ekim değil, birbiri ardına gerçekleşen tüm katliamlarda öldürülen insanların tek tek hikayelerini öğrendiğimizde ve onları tanıdığımızda daha iyi görüyoruz ki biz sadece kardeş, evlat, eş, arkadaş yitirmedik; biz aynı zamanda geleceğe her zaman umutla bakan, haksızlığa karşı sessiz kalmayan, herkesi dinleyen, her canlıyla hemhal olabilen, çok okuyan ve düşünen çok güzel insanları kaybettik. Ve işte Elif de onlardan biri…


 

13.40 Vahşi Zevkler / Wild Pleasures

Yönetmen: Halil YETİŞ (16′)

19. yüzyılda L.N.Tolstoy’un Savaş, Etyiyiciler, Avcılık isimli üç makalesinden yola çıkan bu video üçlemesi “Vahşi Zevkler”; ilk bölümü ‘Savaş’ ile çağımıza özgü 4. nesil savaşın Suriye’de devam eden izleriyle başlıyor. İkinci bölüm, “Etyiyiciler” insanların aşırı et tüketiminin sonucu olarak ortaya çıkan kesimhaneleri ve buralarda hayvanların yaşadıkları dehşeti hayvanların gözünden ve kurban kültürü ile dolayımlayarak anlatmayaçalışıyor. Son bölümde, meşru bir cinayet biçimi olan avcılık, Çorum’da Kızılırmak’ın geçtiği bir bölgede bir grup avcının ördek avı üzerinden anlatılıyor.


 

14.10 Parmaklıklar Ardında Burkasız / No Burqas Behind Bars

Yönetmen: Maryam EBRAHIMI, Nima SARVESTANI (77′)

Takhar Hapishanesi; 40 kadın, 34 çocuk, 4 hücre… Dışarıda burkalı, parmaklıklar arkasında burkasız kadınlar… Afganistan’daki bu hapishanede kadınlar, dışarıdaki toplumla hiçbir bağlantıları olmadan yaşıyorlar ve dışarı çıktıklarında ölüm tehlikesi ile karşı karşıyalar. Genelde sadece kadınların riayet etmesi beklenen namus ilkelerini ihlal etmeyi göze alan ve birçoğu koca evinden kaçarak kendi seçtiği erkekle beraber olan Afganistanlı kadınlar hapse mahkûm ediliyor. Muhafazakârlaşan ülkede faturayı ödeyen taraf olan bu kadınlar, hapishane sonrasında da dışarıda kendilerini bekleyen ölüm tehditleri karşısında korumasız kalıyorlar. Belgesel,Taliban sonrası Afganistan’da ‘ahlaki suçların’ kadınları cendereye almak için nasıl kullanıldığını tutuklu kadınların tanıklığıyla anlatıyor.


15.40 Hapishane Kardeşliği / Prison Sisters 

Yönetmen:- Nima SARVESTANI (90′)

 Hapishane Kardeşliği, ‘No Burgas Behind Bars’ filminin devamıdır. Sara tahliye olduğunda tamamıyla yalnız başınaydı. Hapishane gardiyanı onu,  artık bulunmak istemediği küçük bir köyde yaşayan amcasıyla evlendirmeye kalkıştı. Amcası, Sara’yı bir odaya kapattı ve namusunu korumak için Sara’yı öldürmeyi planladı. Sara oradan kurtarıldı ve kadın sığınma evine gönderildi. Bir yıl sonra Sara, İsveç’te ‘No Burgas Behind Bars’ın galasına davet edildi. Bu onun yaşamını sonuna kadar değiştirdi. Najibeh ise Tahar’dan Kabil Hapishanesi’ne sevk edildi ve kocasından kaçtığı için aldığı cezayı çekmeye devam etti. Bir yıl sonra, Najibeh de Sara gibi tahliye olmuştu ve Kabil’de güvenli bir yere gitmişti. Burada Afgan medyasınınhaberlerde kocasının köyde onu düzinelerce insanın gözleri önünde öldürdüğünü yayınlayana kadar gözden kaybolmuştu.


 

17.40 Çember / Hevêrk  

Yönetmen: Rûken TEKEŞ (14’) English Subtitled

Bölgede yaşanmış gerçek olaylardan esinlenen film, 14 dakikaya bu toprakların zamansız ve mekânsız ayrımcılık hikâyesini sığdırıyor. Ezilenlerin domino taşı gibi birbiri üzerine yığıldığı, herkesin bir diğerine çizgiyle had bildirdiği bir hayat karşımızdaki. Kürtçe, Türkçe ve Arapça olmak üzere üç dilde akan hayat, tek başına dayatılan resmî dilin harflerinde tökezler. Ondan sonrası, herkesin birbirine takabileceği çelmedir artık.

Rûken Tekeş’e, ödüllü görüntü yönetmeni Deniz Eyüboğlu’nun eşlik ettiği film, sekiz kişilik film ekibinin kadın ağırlıklı olmasıyla da dikkat çekiyor; yönetmen yardımcısı Balam Bingül, kamera asistanı Ceyda Kızıltuğ, odak takibinde ise Gül Bursa var. Kardeş Türküler imzalı müziğin, toprağa ve çocukların gözlerine ses verdiğini eklemek gerek. Rûken Tekeş, varoluşu için bedel ödetilenlerin dünyasını en yalın haliyle, çocukların şaşmaz sahiciliği içinden anlatıyor. Görmek isteyene çemberleri fark ettiriyor, köşelerini batıra batıra. Hissetmeden anlayamayacağın için.


  

18.10 Yaşar Kemal Efsanesi

Yönetmen: Aydın ORAK (113’)

Dünyaca ünlü yazar Yaşar Kemal’in doğumundan ölümüne tüm hayatı, kendi ağzından ve hayatına yakın tanıklık etmiş dostlarının anlatımlarıyla beyazperdeye aktarılıyor. Efsane yazarın hayatının dönüm noktaları destansı bir anlatımla sergileniyor. Yaşar Kemal’in daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış arşiv görüntülerinden, yüzlerce saatlik kaynaklardan, derlenmiş ses kayıtlarından ve binlerce sayfalık dokümandan yararlanıldı. Yaşar Kemal Efsanesi dev bir çınarın mücadelesi, edebiyatı, hayatı ve yüzyıla damgasını vuran olaylara karşı tavrıyla sinematografik bir anlatımla resmediliyor.

 

 

6 ARALIK PERŞEMBE 2018

12.00 Tumaranké 

Yönetmen: Marta TAGLIAVIA, Camilla PATERNÒ (47’)

Bambara dilinde Tumaranké, ‘daha iyi bir gelecek için kendi ülkelerini terk eden yolcular’ anlamına gelmektedir. Sicilya’da bir görsel hikaye anlatma semineri, çevrelerindeki hakikati gözlemlemeleri ve kendileri hakkında bir şey anlatmaları için ‘akıllı telefon’ kullanarak İtalya’ya gelen genç ve yalnız mültecileri davet ediyor. Sonuç; ev sahipliği yapan topluluklar, okul, arkadaşlıklar, hayaller, kırılganlıklar, yalnızlık anları ve memleket hasreti… Gün be gün yeni bir ülkeye dahil olurken ve yeni bir dil öğrenirken, ortak bir geleceğin temelini keşfediyor, kültür kaynaşmasının mümkün olduğunu bize de gösteriyorlar.


 

13.00 Araf

Yönetmen: Didem PEKÜN (45´)

Hem bir deneme film hem de hayaletsi bir karakter olan Nayia’nın güncesi Araf. Savaştan bu yana sürgündeki Nayia, SrebrenicaSoykırımı´nın 22. Yıldönümü anması için geri dönüyor, Srebrenica ve Saraybosna’dan Mostar’a gidiyor. Araf’a yol gösteren, Nayia’nın yol boyunca tuttuğu, Daedelus ile İkarus mitosuyla birleşen güncesi. İkarus, mitolojik bir karakter olmanın yanı sıra, Bosna’da yapılan bir köprüden atlama yarışının da galibine verilen isim. Sürekli bir dehşet ve kalıcı bir durgunluk, yurtsuz kalma ile yerleşik olma arasındaki sürtüşmeyle Araf, aşırı hırsla gelen önlenemez yenilgiye karşı iyimserlik ve cesaret gibi zıtlıkların izini Nayia’nın yurdundan ayrılışı ve savaş sonrasında dönüşü üzerinden sürüyor.


 

14.00  Savaşın Gölgesinde / In The Shadow Of War

Yönetmen:  Sophia SCOTT, Georgia SCOTT (81′)

Anayurtları Bosna-Hersek’teki savaş nerdeyse 20 yıl önce bitmiş olmasına rağmen, birçok genç hala kendilerine yer edinme mücadelesinin sonuçlarıyla acı çekmektedirler. Film, savaşın kalıntılarıyla kendi başlarına yaşamaya çalışan dört gencin yaşamını incelemektedir. 17 yaşındaki Magdalena’nın babası -kendisi de 17 yaşında savaşa gitmiştirsarsıntıya uğramış ve şimdi sinirini kızından çıkarmaktadır. Ilija babasını hiç tanımamış ve doğduğunda annesi tarafından da terk edilmiştir. Her iki aile ferdini de kaybetmiş olan Elvis, kendini sakatlamış ve polisin kapısını aşındırdığı öfke krizleri geçirmiştir. Ante’nin babası savaş suçlusudur. Yugoslavya Mahkemesi ona 20 yıl hapis cezası vermiştir. Her birinin hayatında dayanma ve umut anları vardır ancak artık olmayan ailelerine sadakatleri ve normal bir aileye duydukları arzu, kendilerini güvende hissetmeleri için onların çaresizlik ve suçluluk çemberinde hapsedilmiş olmaları demektir. Film kayıp bir kuşağın tasviridir.


 

15.40  Prenses Model

Yönetmen: Dilan ENGİN (14′)

Toplumsal mutabakatlar üzerine kurulu evlilik ritüelleri, toplumun zihniyetini yansıtır. Gelinlik ise bu ritüellerin sembolik bir parçasıdır. Gelinliğin üretim aşamasından vitrinde sunuluşuna kadarki yolculuğu, toplumdaki kadın kimliği üretiminin bir temsili olarak düşünülebilir.

Hemen her kadın gibi gelinlik işçisi kadınlar da, evlenirken giydikleri gelinlikle ‘prensesler gibi’ olmanın hayalini kuruyor. Öte yandan ürettikleri gelinlikle, toplumun talep ettiği kadınlık imajını beslediklerinin farkındalar. Yaşanan gerçeğin yaratılan bu imajdan farklı olduğunun da…

Filmimiz külkedisi masalındaki prenses ve onu baloya hazırlayan periler hakkındadır.


 

16.05 Mr Gay Syria

Yönetmen: Ayşe TOPRAK  (88′) 

Mr. Gay Syria; beklemekle, umut etmekle ve sevmekle ilgili bir film. Mr. Gay Syria, iki eşcinsel Suriyeli mültecinin, hayatlarını yeniden yaratmaya çalışırken yaşadıklarını anlatıyor. 24 yaşındaki Husein, Avrupa’da bir ülkeye gitmek için gereken yerleşme iznini beklerken İstanbul’da berberlik yapıyor. Hem evli hem de küçük bir kızı var. Muhafazakar ailesi ile eşcinsel kimliği arasında ikili bir yaşam sürmek zorunda. Mahmoud, Suriye LGBTI hareketinin kurucularından ve Berlin’de yaşıyor. İkisini bir araya getiren şey ise bir hayal: Uluslararası bir güzellik yarışmasına katılmak istiyorlar, hem yaşadıklarını hissetmek hem de var olduklarını hissettirmek için. Ama Husein ve Mahmoud, bunun hiç de kolay olmadığını çok iyi biliyor.Mr. Gay Syria; beklemekle, umut etmekle ve sevmekle ilgili bir film.


17.50  Çirkin Kral Efsanesi / The Legend of the Ugly King

Yönetmen: Hüseyin TABAK  (122´)

Türkiye ve Dünya sinemasının efsanelerinden Yılmaz Güney’e saygı duruşu niteliğindeki Çirkin Kral Efsanesi, ailesi, çalışma arkadaşları ve dostlarıyla yapılan röportajlarla sanatçının dünya görüşü, sanat anlayışı ve zorluklarla dolu hayatına eğiliyor. Güney’in 1982 Cannes Film Festivali’nde ´Yol´ filmi ile kazandığı Altın Palmiye’den sonra Avrupa sinemasında bir efsaneye dönüşmesini tanıklıklarla sunan film, dünya prömiyerini Yılmaz Güney’in 33. ölüm yıl dönümünde Toronto Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Hüseyin Tabak’ın yedi yılda tamamladığı Çirkin Kral Efsanesi, Costa Gavras ve Michael Haneke gibi saygın yönetmenlerle söyleşiler de içeriyor. 


20.10 Dilovası

Yönetmen: Serdal DOĞAN (20’)  English Subtitled

Plansız sanayileşmenin insana ve doğaya verdiği zararlar ülkemiz genelinde gerek iktidarlar gerekse medya tarafından gelişmenin doğal akışı gibi görülmektedir. Plansız sanayileşmenin zararları özellikle hükümet ve ana akım medya kanallarında insanların kaderiymiş gibi gösterilmektedir. Film, bu rahatsız edici durumun, bir grup idealist çevreci ve bilim adamının bu tarz çevre felaketlerine karşı verdiği mücadeleyi anlatarak, çarpık sanayinin zararlarının bir kader olmadığını göstermeyi amaçlamaktadır.

 

7 ARALIK CUMA 2018

 

12.00  2017 Gerçekleşmeyecek 2017 Naura Pas Lieu

Yönetmen: Marcelo Novais TELES (20’)

57 yaşındaki Marcel Brezilya’da doğmuştur ve 1981 yılından bu yana Fransa’da yaşamaktadır. 2017 yılında Fransız vatandaşlığını alan Marcel, hayatında ilk defa oy kullanmaya gidecektir.İçinde bazı şüpheleri bulunan ve doğru kararı vermek konusunda kaygılanan Marcel, kendisine uygunolan politik görüşü bulmak için arkadaşlarıyla evde, kafede, parkta buluşur, konuyu onlarla tartışır…


 

12.40  Jalanan

Yönetmen: Daniel ZIV (107’)

Jalanan (Sokak Arası),üçü de yetenekli ve karizmatik sokak müzisyeni olan Boni, Ho ve Titi’nin Jakarta’daki yaşamlarını ve Endonezya’daki patırtılı 5 yıllık süreci, esaret hikayesini anlatmaktadır. Film,bu genç marjinal müzisyenleri, Endonezya’nın çılgın başkentinin çarpıcı, karamsar ve samimi betimlemesini çizerken daha önce görülmemiş yer altı kültürlerini de işlemektedir. Belgesel, müzisyenlerin orijinal bestelerini etkileyici birer film müziği olarak kullanıpgünden güne şehri küreselleşme ve yolsuzlukların etkisiyle kaplayan anlaşılması zor kimlik ve aşk arayışlarının izini sürmektedir.


 

14.45 Makineler / Machines

Yönetmen: Rahul JAIN (71’)

Muazzam ve şaşırtıcı yapının koridorlarına ve daha iç kısımlarına doğru ilerledikçe kamera izleyiciyi yoğun meşakkat ve fiziksel işçiliğin insanlıktan çıkarılmış bir yerine doğru çekmektedir. Gucerat’daki (Hindistan) bu devasa tekstil fabrikası ancak Dante’nin 21.yy Inferno’suna uygun düşebilir. Bu imalı betimlemesinde, yönetmen Rahul Jain işçilerin yaşamını, ıstıraplarını ve zar zor kaçabildikleri çevreyi gözlemlemektedir. Güçlü bir görsel dil ile unutulmaz görüntüler ve işçiler arasından dikkatle seçilmiş röportajlarla, Jain;eşitsizlik, baskı ve zengin-fakir arasındaki devasa ayrım ile her ikisinin de bakış açısını anlatmaktadır.


16.25 Suriyeliyim / Born In Syria 

Yönetmen: Hernán ZIN(87′)

2011’deki Suriye iç savaşının çıkışından bu yana tahmini 9 milyon Suriyeli evlerini terk etti ve bunların yarısı çocuklardı. Belgesel, Suriye’den kaçan 7 çocuk göçmenin Orta Doğu’daki mülteci kamplarından Avrupa’ya varışlarına kadar ki yolculuklarını izlemektedir.


 

18.15 Parçalar / Fragments

Yönetmen: Rojda AKBAYIR (81′) 

Parçalar filmi, yönetmenin kişisel tarihine ait parçalarını tamamlamak, ailesi ile yüzleşmek ve babasıyla hesaplaşmak için çıktığı bir yol ve yolculuğun hikayesidir. Filmaile, göç, yerinden olma, yüzleşme kavramlarını irdeliyor. Bu duygusal yolculukta yönetmen, sadece kendi geçmişiyle değil aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihiyle de yüzleşiyor.

 

8 ARALIK CUMARTESİ 2018

12.00 Kurşunlu Tosbağa / Turtle Shells

Yönetmen: Tuna KAPTAN (30′)

Avrupa hayvan türleri koruma yasaları, Alman ordusunun yurt dışı askeri operasyonları ve sınırda el konulmuş, kabuğu Suriyeli isyancıların renkleriyle boyanmış bir kaplumbağa… Sürüngenler Kurtarma Merkezi bütün bu hikâyelerin ortak noktası ve ne gariptir ki aynı merkezde, yeni insan göçlerine, hayvan teleflerine sebep olacak askermüdahalelerin başarısı için eğitim de verilmeye devam edilmekte. Suriyeli kadın göçmen Kinda’nın ülkesinden Almanya’ya süren uzun yolculuğu boyunca yanından ayırmadığı kaplumbağa Ayşe! Filmin esas kahramanlarından Kinda’nın olağanüstü kaplumbağa macerası da Almanya’nın göçmenlere kucak açan politikasıyla tezat oluşturan ayrıntılara işaret ediyor. Turtle Shellsinsanı, hayvanı ve savaşı konu alan bir belgesel.


 

12.40 Olağanüstü Hal / State Of Exception  

Yönetmen: Jason O’HARA (88′)

Belgesel, 2014 Dünya Kupası ve 2016 Olimpiyatları öncesinde Rio de Janeiro’da zorla tahliyelere karşı direnişi belgeliyor. Kendilerine ‘Kentli Kızılderililer’ diyen bir topluluk, evlerinden zorla çıkarılarak yerine stadyuma giden bir yol inşası için tehdit altında. Büyük etkinlikler başlarken, birkaç topluluk yerlerinden edilme ile tehdit altına alınmaya başladıkça, bölgenin sakinleri ‘Olağanüstü Hal’ ile geçici olarak askıya alınmış anayasal haklarını savunmak için birleşmektedirler. Bu karakterler tarafından yürütülen hikaye, gözleme dayalı olayları, katılımcı belgesel pratikleri kamusal gazetecilikle birleştiren prodüksiyon protokollerinden yararlanarak 6 senede filmleştirildi.


 

14.30 Plastik Çin/ Plastik China

Yönetmen: Jiu Liong WRONG (82′)

“Plastiğin ülkesi Çin”e hoş geldiniz… Dünyanın en büyük plastik ithalatçısı olarak Çin, gelişmiş ülkelerin birçoğundan yılda 10 milyon ton plastik almaktadır. Yüksek dış maliyetler yerel çevre ve sağlığı etkilemekteolanbu ithal ürünler burada,  plastik atölyelerinde “geri dönüşmüş” olarak Çin’in isteğiyle dünya sanayii için yeniden doğmaktadır. Bu israf,geldikleri yere giyim ya da oyuncak gibi yeni yüzlerle ihraç edilmektedir.

Plastik Çin, Çin’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmaktadır. Mevcut gelişen Çin refahı imajı estetik ameliyatına benzemektedir: kesin olmayan sonuçlarla sahte ve kırılgan. İnsanlar bu gerçekdışı güzellik karşısında aklını yitirmekte, kaderleri gerçeklik her ne gerektirirse ona göre şekillenmektedir. Tıpkı bu kalıp dökme makinelerinden çıkan esnek ürünler gibi…

Dünyanın farklı yerlerinden ithal edilen plastik atığı takiben, film Çin’in geri dönüşüm atölyelerinden çok uzakta,bu dünyanın öbür ucundaki yaşamları işaret ve sembolize etmektedir. Bu sembolik atıklar Çinli işçilerin fakirleşen dünyasına derinlemesine girince, dünyanın bütünğü, zamanı ve yeri değiştirerek meselelerin yok olmadığı gerçekliğiyle karşılaşmaktayız. Günün sonunda, küresel bir ulus olarakhepimiz bir aradayız ve sürekli değişen dünyada hepimiz rolümüzü üstlenmekteyiz.


 

16.10 Hayır Diyenler / Those Who Said No

Yönetmenler: Nima SARVESTANI (90’)

1979 İslam Devrimi’nden sonra, yeni İran rejimi gücünü muhaliflerin ortadan kaldırılmasıyla pekiştirdi. 1980’lerde, binlerce siyasi tutsağa gizlice işkence edildi ve öldürüldü. Failleri hiçbir zaman araştırılmadı ve bugün hükümetin üst düzey makamlarını tuttular. 25 yıldan daha fazla süre sonra, Ekim 2012’de İran Mahkemesi, Lahey’le, infazları soruşturmak için karşı karşıya geldi. Uluslararası İnsanlık Mahkemesi’nin yaptırım gücü yoktur ancak esasen neler yaşandığını tespit etmeyi ve adını koymayı amaçlamaktadır. 3 gün boyunca, hayatta kalanlar, kurbanların aileleri – yapımcı/yönetmen Nami Sarvestani de içlerinde- tanıklık etmektedirler. İran Mahkemesi naklen yayındadır. Hayatta kalabilmiş ve geçmişin yarasını taşıyan Iraj isimli bir aktivist de İsveç’ten mahkemeyi takip etmektedir. Mahkemede kuliste çalışan Mehdi gibi İraj da faillerin işledikleri suçlarla yüzleşmesini hayal etmektedir. Hayatını adalet mücadelesine adamıştır. İran’da kanıt arayan Iraj ve Sarvestani’nin kamera görüntüleri mahkeme salonundaki dokunaklı ifadelerin arasından çıkmaktadır. Hayatta kalanlar tutsaklıklarının dehşet verici yönlerini ayrıntılarıyla anlatmaktadır ancak adalet sonsuza dek üstün gelecek mi?


 

18.00 Fındıktan Sonra / Gone with the Hazelnuts

Yönetmen: Ercan KESAL (40′)

 ‘İmeceden mevsimlik işçiye’ bir köyün kapitalizmle imtihanı…

Düzce’nin Çiçekpınar köyünde geçen bir hikaye bu. 1930’lardan 2000’lere kadar gelinen süreçte tarımsal emeğin nasıl değiştiğini, köyün toplumsal yapısının nasıl dönüştüğünü, geçmişin işçi babalarının artık ‘patron’ olmuş çocuklarının kendi mevsimlik işçilerine nasıl baktıklarına ve daha birçok duruma dair bir belgesel…

Çiçekpınar köylüleri fındıktan önce kendilerine yeten, dayanışmacı, komünal bir toplumsal formda yaşarken, fındıktan sonra herkesin kendi işinden sorumlu olduğu ve hiyerarşik olarak örgütlendiği bir toplumsal forma nasıl geçiş yaptıklarını gösteren bir film bu. Aynı zamanda, küçük bir köyde yaşanan minyatür bir prekapitalizmden kapitalizme geçiş hikayesi.

‘İnsan için ekonomi’ derken, ‘ekonomi için insan’a dönüşen hayatımızın mikro düzeyde çarpıcı bir örneği. ‘Neşeli bir hayat için gerekli olandan daha fazlasını üretmeme niyetinden vazgeçmiş’ bir köy halkının zamanla başına gelenler


 

19.58 Kuyu / Bîr 

Yönetmen: Veysi ALTAY (63’)

1990’larda Güney Doğu’da pek çok insan gözaltında işkenceli sorgulardan geçirildi ve sonrasında ortadan kayboldular. İzlerine bir daha ulaşılamadı. BÎR, 1995 yılında Dargeçit’te 4’ü çocuk, 7 kişinin kaybolmasını ve ailelerin kaybedilen yakınlarını bulmak için verdiği inanılmaz mücadeleyi anlatıyor.